• awesome images 0(506) 281 08 09
  • info@eplusturkiye.org

5 Gün Diye Gittik 10 Gün Kaldık: BALKANLAR

Balkanlar:Gittik-Gördük : Doğduğunuz, vatandaşı olduğunuz ülkeden farklı bir ülkeye gezmeye gittiğinizde kendinizi oraya aitmiş gibi hissetmek, orayla bütünleşmek ve oradan ayrılmak istememek her zaman başınıza gelebilecek şeylerden biri değildir. Bazen o ülkede, öyle güzel tesadüfler, arkadaşlıklar, kültür ve yaşam tarzları sizi bulur ki kendinizi sanki orada doğmuş büyümüş gibi hissedersiniz. O ülkeden döndüğünüzde elinizde tek kalan anılarınızın kanıtı olan fotoğraflar ve kesinlikle yeniden yurt dışında bir ülke görmeliyim düşüncesi olur. Balkan turunun ilk ayağı olan Bosna-Hersek’e ilk ayak bastığımda o hayranlık hissi beni alıp götürmüştü. Hem de bunu ilk yurt dışı seyahatim olmadığı halde bu şekilde hissetmem ancak doğrudan yaşanılacak bir hikaye ile mümkün olabilir. Balkanlar:Gittik-Gördük

Şimdi sizi İlber Hocanın ‘’hiçbir yılınızı seyahat etmeden, yeni yerler görmeden, yeni şeyler öğrenmeden kapatmayın’’ sözü ile bu hikayeye ortak olmaya davet ediyorum.

Balkanlar:Gittik-Gördük

Her şey 6 ay öncesinde telefonuma gelen bir uçak bileti kampanyası ile başladı. Aslında tarih olarak iki, üç ay sonrası içinde biletler mevcuttu ama gideceğimiz mevsimin bahar olmasını istemiştik. Bu nedenle mart kapıdan baktırır kazma kürek yaktırır atasözüne aldırış etmeden biletimi Mart ayının ilk haftasına aldım. Benden sonra bir arkadaşım daha aynı bileti aldı. Sosyal medya paylaşımımda gören bir, iki arkadaş derken tek başıma yaptığım Balkan turu planı bir anda dört kişilik bir ekip halini aldı.

Günler günleri, aylar ayları kovaladı derken uçuş günümüz geldi. Balkanlar:Gittik-Gördük

‘’MOSTAR RÜYASI’’ EŞLİĞİNDE BOSNA-HERSEK

BİRİNCİ GÜN: SARAYBOSNA

Ayaklarınızı Bosna Hersek’in başkenti olan Saraybosna’ya bastığınız an artık Balkanların en çok gezilen şehri olan Saraybosna’dayım düşüncesini yanınıza alarak Mostar rüyasının etkileri doğrultuda beklentilerinizi en yüksek seviyeye çıkartın. Mesela ben Balkan turunun Bosna-Hersek ayağını ‘’Mostar Rüyası’’ olarak adlandırmıştım. Her şeyin enlerini göreceğiniz bu şehirde bakalım ilk gün sizi neler bekliyor? 

Balkanlar:Gittik-Gördük

Havaalanından şehir merkezine giden otobüslerle 4 Eoruya, en çok kullanılan ulaşım yöntemi olan taksilerle ise kişi başı 10 Euroya Bosna-Hersek’in şehir merkezi olan Saraybosna’ya ulaşabilirsiniz. Yolculuk ise maksimum 20-30 dakika sürüyor.

Otobüsler havaalanının çıkış kapısından 100 metre ileride olan duraktan, taksiler ise havaalanının hemen çıkış kapısından kalkıyor. Balkanlarda zaten siz taksiyi değil, taksiciler sizi buluyor.

Zaten her iki ulaşım aracı da sizi Saraybosna’nın tam merkezi konumundaki Başçarşı meydanında indiriyor. Bu meydandan kalacağınız yere ulaşmak ise çoğunlukla yürüme mesafesinde kalıyor.

Ama havaalanından çıkmadan önce çıkış kapısının oradaki exchangelerde bir miktar Euronuzu Bosna-Hersek Markına çevirmeniz ve kalacağınız yer için gitmeden rezervasyon yapmanız çok mantıklı bir hareket olacaktır. Çünkü bizim gittiğimiz ay Mart ayı gibi daha sezonun başlamadığı bir ay olmasına rağmen kalacak yerlerde oldukça yoğunluk vardı. Tabii bunda özellikle bir havayolu firmasının yaptığı üst üste kampanyaların da etkisi büyük. Örneğin, bizim gittiğimiz Mart ayında bile birçok Türk iki, üç farklı kampanya ile buraya gelmişti.

Kalacağınız yere yerleştikten sonra, çantalarınızı bırakıp, üstünüzü başınızı değiştirip, yaklaşık 1.5 saat süren uçuş yorgunluğunuzu üzerinizden attıktan sonra vakit kaybetmeden Başçarşıya yemek yemeğe gidin. Çünkü Balkan turundaki en önemli şey vakitleri iyi değerlendirmek olacaktır. Bir ülkeye ortalama iki gün ayırarak tüm balkanları 12 gün gibi bir sürede gezebiliyorsunuz.

Başçarşıda yemek yemek için güzel bir restoran aramaya başladığınızda hem yemek yiyeceğiniz restoranı buluyorsunuz hem de Başçarşının tamamına yakınını gezmiş oluyorsunuz. Saraybosna’da yiyeceğiniz yemek ise kesinlikle Boşnak Köftesi yani ‘’Çevapi’’ olsun. Çünkü bu yemeğin kendine özgü bir tadı var. Yanında mutlaka kaymak isteyin. İçeceğiniz içecek ise ‘’yoğurt’’ ya da ‘’ayran’’ olabilir. Çünkü ben Saraybosna’nın yoğurt ve ayranının aromasını beğenmiştim.

Yemeğinizi yedikten sonra Başçarşının kalan yerlerini gezmeye devam edebilirsiniz. Bosna-Hersek tarihi eserler olarak camii ağırlıklı bir ülke.Gezerken küçük dükkanlardan hediyelik eşya almayı unutmayın. Magnet ve küçük fincan bardaklar hediyelik eşya için hem uygun fiyatlı hem de ideal tercihler olabilir. Balkanlar:Gittik-Gördük

Balkanlar:Gittik-Gördük

Halen vaktiniz varsa akşam olmadan Başçarşının biraz ilerisinde kalan Sarajevo yazısında fotoğraf çektirin.

Zaten sonrası için akşam olmuş oluyor. Akşam olduktan sonra kendinizi yorgun hissetmiyorsanız kahve ve trileçe yemek için han tarzındaki tarihi mekanlara gidebilirsiniz. Hem bunların bazıları müzikli olduğu için kahvenizi içerken ve trileçenizi yerken müziğe de doymuş oluyorsunuz.

Sonrası için Saraybosna’da meyhanelerden başka yapacak çok fazla alternatif kalmıyor. Bu arada Mart ayında kış tarifesi geçerli olduğu için her yer saat 18.00 gibi erken bir saatte kapanıyor. Marketlerde kapanmadan kalacağınız yerde gece bir şeyler atıştırmak için alışveriş yapabilirsiniz.

Mostar için tam bir gün ayırmak çok mantıklı. Yani Mostar’a gitmeyi ikinci güne bırakın derim. Mostar’a gitmeden önce de yeterli miktarda para exchange yapın derim. Çünkü Pazar gününe denk gelirseniz para exchange yapmak baya zor oluyor. Biz bunu yapmadığımız için Mostar’da para exchange yapmada baya zorlanmıştık. Açık yer bulamadığımız için de esnaftan exchange yapmak için yardım almıştık. Bu arada Bosna-Hersek’te Bosna-Hersek Markı parasını kullanmak daha mantıklı.

İKİNCİ GÜN:

Eğer Mostar için tüm günü ayırmayı planladıysanız güne erken başlamakta fayda var. Çünkü ilk tren sabah saat 06.00 var. Tren istasyonu Başçarşı meydana yaklaşık 2 km uzaklıkta kalıyor. Taksi ile gittiğinizde kişi başı 3-4 Euroya gidebiliyorsunuz. Ama şehir içi otobüslerini de kullanabilmek mümkün.

Bizde otobüs kullanmak için otobüs durağına gittik. Otobüsü bekledikten sonra vakit kaybetmeyelim düşüncesiyle durakta tanıştığımız bir gezginle birlikte 4 kişi taksi kullandık. Bu arada biz normalde 4 kişilik bir ekiptik ama bir arkadaşımız yeni şirket açtığı için bundan kaynaklı maddi sıkıntılardan dolayı daha gelmeden seyahatten vazgeçmişti. Gerçi sonra çok pişman oldu. Tren istasyonuna ulaşmak ortalama 6-7 dakika sürüyor. Tam tren bileti ücreti 14 Euro. Ama benim yanımda öğrenci kimliğim olduğu için tren biletine 9 Euro ödedim. Balkanlar:Gittik-Gördük

Balkanlar:Gittik-Gördük

Tren yolculuğu çok güzel geçiyor. Trenler çoğunlukla boş oluyor. Ama trenin temizliği bizimkiler kadar temiz değil. Özellikle içinde ağır bir idrar kokusu oluyor. Ama trenin manzarası harika. Bizim Doğu Ekspresi manzarası kadar olmasa da seyahatiniz boyunca çok güzel manzaralara şahit olabiliyorsunuz. Seyahatiniz de yanınıza mutlaka yiyecek bir şeyler alın. Çünkü bu manzara eşliğinde kahvaltı yapmak çok iyi gidiyor. Bizde Saraybosna’dan fırından börek tarzı bir şeyler alıp trene binmiştik.

Seyahat süresi boyunca yeni tanıştığımız gezgin arkadaşla sohbet ettik. Kafalarımız uydu. Onu da aslında bizim gibi ekenler olmuş. O da daha gelmeden plan yaptığı arkadaşı seyahatten vazgeçmiş. Mostar’a gitmeden önce de tanıştığı bir arkadaşı sabah gelmemiş falan derken ortak yanlarımızda olduğu için yeniden dört kişilik bir ekip olduk. Bizim Balkan turu rotamız Bosna-Hersek’ten Karadağ/Kotar’a geçip oradan Arnavutluk/Tiran yapak ve en sonda dönüş rotamız olan Kuzey Makedonya/Üsküp’e geçmekti ama onun planı Bosna Hersek’ten, Sırbistan’a geçmek olduğu için bu rota bize de daha cazip geldiği için trende hepimiz bu rotada Balkan turu yapmaya karar verdik.

Tren seyahati 2 saatten biraz daha fazla sürüyor. Trenden indiğiniz zaman Mostar’ın o meşhur fotoğraflarının çekildiği köprü tren istasyonunun hemen sol tarafında yürüyerek yaklaşık 10-15 dakikalık bir mesafede kalıyor. Yürüyerek gitmek çok daha mantıklı. Zaten oraya da gezmek için gidiyorsunuz.

O meşhur ‘’Mostar Köprülü’’ manzara fotoğrafını, Mostar’ın çarşısına girmeden önce Mostar Köprüsünü tam karşıdan gören bir caminin avlusundan çekmek çok güzel fotoğraflara sahip olmanızı sağlıyor. Zaten bunun içinde orada fotoğraf çektirmek için ücretli bir bölüm var. Fotoğraf çektirme ücreti de 4 Euro.

Biz tuvalet ararken caminin arka tarafında keşfettiğimiz küçük bir mezarlık alanından bu fotoğrafları çekmiştik. Diğer iki arkadaşımız bize uymadığı için maalesef bundan mahrum kalmıştı. Sonradan bizim uyguladığımız yöntemi uyguladıklarında ise görevlilere yakalanmışlardı.

Oradan sonra eğer sabah bir şeyler yemediyseniz ve çok acıktıysanız Mostar çarşısı içerisinde bulunan bir restorana girebilirsiniz. Aslında biz kahvaltı yapmak için girmiştik ama yine Saraybosna merkezde tanıştığımız farklı bir arkadaş burasının balığını önerdiği için arkadaşlar balık yemişti. Balığın balzamik sirkeli farklı bir aroması vardı. Balık zaten sanırım göl balığı olduğu için de normal deniz balıklarına göre tadı daha farklı ve lezzetliydi. Bende Balkan kahvesi içmiştim. Kahvenin sunumu ise yine çok farklıydı.

Daha sonra Mostar çarşısına doğru gezinize başlayabilirsiniz. Bir yandan gezerken hediyelik eşyalara mutlaka göz atın. Kısa süre sonra o meşhur Mostar Köprüsünün üzerine ulaşıyorsunuz. Bizim gittiğimizde köprüden atlayanlar bile vardı. Zaten bu burada bir gelenekmiş. Gelenek ise yeni evlenecek genç erkeklerin buradan atladığı üzerineymiş. Ama bizim gittiğimizde bu bana biraz turizm amaçlı bir atlamaymış gibime geldi. Çünkü bu atlayışlara turistlerin büyük ilgisi vardı.

Köprünün üzerinde de yine fotoğraf çektirmelisiniz. Çünkü köprünün üzerinde de farklı manzaralı fotoğraflar çektirebiliyorsunuz.Fotoğraf çektirdikten sonra köprünün diğer taraflarını gezmeye devam edebilirsiniz. Çünkü oralarda da faklı küçük köprüler var. Yollarda biraz inmeli çıkmalı olduğu için fotoğraflar çok güzel çıkıyor.

Ben oradan uygun bulduğum küçük bir dükkandan hediyelik eşya almıştım. Hediyelik eşya olarak aslında çok fazla alternatifiniz olmuyor. Hediyelik eşyalar ağırlıklı olarak magnet ve kupa tarzında.

Giderken yol üzerinde bulunan dondurmacılardan dondurma yiyin derim. Ben lavantalı dondurma denemiştim tadı güzeldi. Sanırım Mostar’da lavanta da yetiştiği için lavantalı ürünlere de çok fazla rastlıyorsunuz.

Burada öğlene kadar maksimum saat 14.00’a kadar vakit geçiriyorsunuz. Bu yüzden dönüş için saat 15.00’da olan otobüsü kullanmak daha mantıklı. Otobüs biletinin ücreti ise kişi başı 18 Euro civarında bir şey tutuyor.

Bizde bu ulaşım türünü kullanmak için otobüs terminaline bilet almayı gittik ama Mostar’ın tarihi çarşısı dışında kalan yerleri de gezmek istediğimiz için son dönüş treni olan saat 17.00 trenini bekledik. 2 saatten fazla zamanımız olduğu için Mostar’ın diğer taraflarını gezmeye başladık.

Eğer sizde buraları gezerseniz mutlaka Mostar’daki bir AVM’ye gidin. Çünkü buradaki AVM’ler Mostar turistlik bir şehir olmasına rağmen şaşırtıcı derecede fiyat olarak uygunlar. Örneğin ben Türkiye’de fiyatı yaklaşık 1.500 TL civarı olan Skechers marka ayakkabıyı 655 TL gibi bir fiyata almıştım.

Dönüş için tren yolculuğumuz başladı. Trenler dönüşte daha fazla kalabalık olduğu için klasik koltuklarda yer bulamazsanız business tarafına geçip daha rahat bir yolculuk yapabilirsiniz. Mesela biz öyle yapmıştık. Yatak haline gelebilen koltuklarda uyuya uyuya Saraybosna’ya varmıştık.

Yeni rotamız Sırbistan olduğu için trenden iner inmez bir plan yapmaya başladık. Önce otobüsle gitmek istedik. Ama sonra gezgin arkadaşın sosyal medyadan tanıdığı Boşnak bir arkadaşı bizi kişi başı 45 Euro gibi bence yüksek bir fiyata kendi aracıyla götürmeyi teklif ettiği için bu ulaşım yöntemini son otobüsün kalkmasına son dakika kalaya kadar tercih ettik. Bence otobüsle de gidilebilirdi. Sırbistan’a son otobüs saat 21.30’da var. Fiyatı ise kişi başı 35 Euro.

Bizim kişisel araçla gitmeyi tercih etmemizdeki en büyük etken Sırbistan’daki geçişlerde Türk vatandaşlarını zorladıkları gibi duyumlardan dolayı olmuştu. Ama kullandığımız yöntemden dolayı olsa gerek sınırdan çok rahat geçmiştik. Hatta Sırbistan’dan Kuzey Makedonya’ya geçerken Sırbistan çıkışında görevli bana baya fazla soru sorup pasaportum 10 yıllık pasaport olsa gerek fotoğrafımdan beni tanıyamadığı için oldukça dikkatli bir şekilde benim geçişime izin vermişti.

Bu arada bizim özel araçla yolculuğumuz Sırbistan’a sabah varalım düşüncesi ile sabah saat 04.00 gibi başlayacaktı. Bizde bu süre diliminde geceye kadar Saraybosna’da gezmediğimiz yerleri gezdik.

Eğer siz Saraybosna’ya bir seyahat edecekseniz mutlaka sönmeyen ve Bosna-Hersek’in kurtuluş hikayesinde yeri olan ateşi ziyaret edin. Mesela bir ona gidememiştik. Yine teleferiğe çıkamamıştık. Gerçi tüm Balkan turundaki ülkelerde bir teleferiğe binme isteğimiz oldu ama bunu diğer ülkelerde de gerçekleştirememiştik.

Saraybosna’da akşam yemeğinde bence ‘’Boşnak Böreği’ni’’ deneyin. Hatta yoğurtlu olanını denerseniz sizi farklı güzel bir lezzet karşılayacak.

Sonrasında ise gece gitmek için Saraybosna’da en çok tercih edilen eski han tarzındaki mekanlarda çay, kahve için. Yanında da mutlaka trileçe deneyin. Ben kahve ve trileçe denemiştim ve bu ikilinin tadı çok güzeldi. Bu arada bu eski han tarzındaki mekanlar müzikli olduğu içinde hem eğlenceli oluyor.

Gecenin sonunda ise bizi Sırbistan’a götürecek kişinin evine misafir olduk. Böylelikle Bosna-Hersek’e iki günümüzü ayırmış olduk.

Ama iki gün yeterli mi kesinlikle yeterli değil. Çünkü Saraybosna’ya şöyle çıplak gözle baktığınız zaman çok fazla yapılacak bir şey yokmuş gibi görünse de araştırarak gezdiğinizde ise sadece burası için iki gün gerekiyor. Mostar’da rüya gibi bir gezi geçirmeniz içinse tam bir gün şart.

Saraybosna’da gezemediğimiz gezilecek yerleri geride bırakarak Balkan turunun ilk ayağını tamamlamış olduk.

‘’BABA GİBİ ÜLKE’’ SIRBİSTAN

BİRİNCİ GÜN:

İlk gün Sırbistan yolcuğunuzu otobüsle ya da ikinci farklı bir ulaşım yöntemi olan özel araçla da gelseniz güne erken başlıyorsunuz. Bu nedenle kalacak yerinizi yine öncesinde rezervasyon yaptırıp ulaştığınızda mutlaka küçük bir dinlenmede fayda oluyor. Çünkü Balkanlarda hayat bizim gibi sabahın köründe başlamıyor. Fırınından tutunda, tüm mağazalarına kadar rahat saat 10.00 gibi açılıyor.

Sabah kahvaltı için yine börek ya da Sırbistan’da daha çok yaygın olan dilim pizza deneyebilirsiniz.

Biz yol üzerinde bulduğumuz Türk dükkanında döner yemiştik. Dönerin tadı içine sürdükleri beyaz renk olan sanırım yoğurttan ve içine nane ya da kekik tarzı bir baharatla yapılan sostan dolayı aromatik ve farklıydı.

Ardından U çizerek Belgrad’ı şöyle detaylıca bir gezmelisiniz. Belgrad şehri daha çok kiliselerin olduğu bir şehir.

Şehir merkezinde en dikkat çeken yapılardan birisi ‘’Moskova Oteli’’ ve sanırım meclis binası olan gösterişli yapı.

Tabii ‘’Kalemegran’ı’’ da unutmamak lazım. Kalemegran ise gerçekten Sırbistan’a gidildiğinde mutlaka gitmeniz gereken yerler arasında bulunuyor.

Belgrad şehri oval tarzdaki yapısından olsa gerek birçok yerin konumuna kestirmesi bulunan bir şehir. Nehir kıyısından meşhur Cumhuriyet Meydanına kestirmeleri bilenler için 5 dakikada ulaşılıyor.

Biz ise bir türlü kestirmeleri ezberleyemediğimiz için günlük 30.000 adım atacak kadar yürümüştük.

Aslında Belgrad’ta yürümenize de gerek yok. Çünkü birçok toplu ulaşımda ücret kullanmayabiliyorsunuz. Biz bunu yol tarifi aldığımız gençlerden sonradan öğrendik. Öğrenir öğrenmezde yürümek yerine toplu taşımayı ücretsiz kullandık.

Cumhuriyet Meydanında öğlen mutlaka kahve için. Yanında da Sırbistan’a özgü bir tatlı olan bizdeki milföy hamurundan yapılan ve arasına limon aromalı bir krema sürülen tatlıdan deneyebilirsiniz. Ama bunu gece denemeyin. Çünkü pastanede kaşık kalmadıysa size tatlıyı vermeyebiliyorlar.

Kalemegran’a ise akşam olmadan gitmenizde fayda var. Çünkü orası da saat 17.00’de kapanıyor. Biz gittiğimizde açıktı ama kısa süre sonra kapandığı için şu meşhur fotoğraflardan çektirememiştik.

Sırbistan’da akşam kesinlikle pizza yenmeli. Biz Kalemegrandan çıktıktan sonra hemen 100 metre yakında olan küçük pizzacıda dilim pizza yemiştik ve tadı inanılmaz güzeldi.

Gece ise yapılacak çok fazla alternatif var. Sırbistan’da gece hayatı çok eğlenceli. Bu arada alkol ise yine çok ucuz. Bu arada Sırbistan’ın para birimi Sırbistan Dinarı. Küçük mevlada Euro bozdurduğunuzda elinize avuç dolusu Sırbistan Dinarı veriyorlar. Ama bu sizi kandırmasın. Çünkü Sırbistan Dinarında çok fazla sıfır olmasından ötürü para çok hızlı tükeniyor. Bu kadar fazla sıfırdan dolayı da kafanızın karışması çok doğal. Ben Sırbistan’da bu durumu hiç sevmemiştim.

İKİNCİ GÜN:

Belgrad için ikinci günde yapacak çok fazla şey bulabilirsiniz. Bu alternatiflerden birisi Novi Pazar denilen Müslümanların ağırlıklı olarak yaşadığı şehre gitmek, bir diğeri ise bizim tercih ettiğimiz Novi Sad’a gitmek.

Süre sıkıntınız varsa Novi Sad’a gitmeyi tercih etmek daha mantıklı. Bunun için tam bir gününüz olsa bile yurt dışında vaktin nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Novi Sad’a gitmeyi tercih etmenin diğer nedenlerindeyse trenle ulaşımın olması ve nehir kenarında bulunan bir şehir olduğu için manzaralı fotoğraf çekmek için güzel bir su kenarı şehri olmasıdır. Tren bileti fiyatları kişi başı yaklaşık 7 Euro. Seyahat süresi ise 30 dakika gibi kısa bir süre. Bu arada trende zaten hızlı tren.

Bu arada tüm Balkanlar boyunca öğrenci kimliği bir tek Saraybosna-Mostar arasındaki gidiş güzergahında geçerli oluyor. O kadar bu güzergahın dönüşünde bile geçerli değildi.

Belgrad’a ulaştığınızda yapacak bir şeyiniz kalmadıysa gece otobüsü ile rotanız üzerinde bulunan diğer ülkelere geçmek zaman açısından çok daha mantıklı oluyor.

Mesela bizde gece 00.45 otobüsü ile Balkan turundaki üçüncü rotamız olan Kuzey Makedonya’ya doğru yola çıkmıştık. Seyahat süresi rahat 8 saati geçiyor. Otobüs bileti ücreti ise 30-35 euro arasında.

Otobüs süresine kadar olan sürede kendinizi Belgrad’ın o gecelerine son kez bırakmanızda fayda var.

Biz ilk gün yediğimiz o dilim pizzacının dükkanını aramıştık ama sabahta aramamıza rağmen bir türlü orayı bulamayıp o dilim pizzanın tadı damağımızda kalarak dönmüştük.

Belgrad’ta hediyelik eşyaları gece almak daha mantıklı. Çünkü gece toparlanmadan önce Cumhuriyet Meydanı’ndaki seyyar tezgahlardan alışveriş yaptığınızda güzel indirim alabiliyorsunuz.

‘’HEYKELCİKLER ÜLKESİ’’ KUZEY MAKEDONYA

BİRİNCİ GÜN:

Sırbistan’dan Kuzey Makedonya geliş rahat 8-9 saat sürmekte. Biz gece bindiğimizde sabah saat 09.00 gibi inmiştik.

Kuzey Makedonya ülkesi birçok insanın uğrak noktası haline gelmiş harika bir ülke. Hatta bundan dolayı olsa gerek sezon olmadığı halde merkezi konumdaki otel, hostel ve dairelerde yer bulmak zor. Bu nedenle Üsküp’e gidecekseniz çok öncesinden kalacak yerinizi ayırtmanız size büyük kolaylık sağlayacaktır. Konumunun ise kesinlikle şu Üsküp’ün meşhur meydanı olan ‘’Makedonya Meydanı’’ manzaralı olmasını tercih edebilirsiniz. Çünkü özellikle gece harika manzarası var.

Kuzey Makedonya’ya gidecekseniz mutlaka internet paketiniz olsun. Çünkü konum bulmada oldukça zorlanabiliyorsunuz. Biz otelimizi öncesinden rezervasyon yaptırdığımız halde konumu bulmada çok zorlanmıştık. Hatta kalacak yeri 5 saatlik gibi bir sürede bulmuştuk. Bunun nedeni de Makedonya Meydanına yakın aynı isimlerde bir otelin daha olmuş olmasından kaynaklanıyordu. Konum aratırken mutlaka cadde ya da sokak ismiyle aratmanızda fayda var.

Üsküp’ün merkezindeki heykellerin sayılarının fazla olması ve tarihi yapılar bakımından camii sayılarının fazla olmasından dolayı hem Avrupa hem de Osmanlı’nın izlerini görebiliyorsunuz.

Makedonya Meydanı’ndaki ‘’Taşköprü’’ adeta şehri ikiye ayırıyor. Şehrin Makedonya Meydanı tarafında daha çok Makedonlar yaşamakta, Taşköprü’den geçtikten sonraki kısımda daha çok Müslümanların yaşadığını ve kültürünün hakim olduğunu görebilirsiniz. Bu tarafta yiyecek, içecek, konaklamadan tutunda birçok şeyin fiyatı biraz daha uygun durumda.

Sizde gittiğinizde özellikle konaklama ve yiyecek, içecek için bu bölgeyi tercih edebilirsiniz.

Yemek olarak yine sabah ve öğle yemeklerinde börek, akşam yemeğinde ‘’Makedon Kebabı’’ yiyebilirsiniz. Ama bu kebaplar bizimkilerinden farklı bir şekilde köfte tarzında yapılıyor.

İlk gün vaktiniz olursa ‘’Matka Kanyonu’na’’ gitmek daha mantıklı. Buraya giden otobüslerde bulunmakta.

Biz ise sabah geldiğimizde otobüs terminalinde tanıştığımız taksici ile gitmiştik. Taksici bizi 25 Euroya Matka Kanyonu’na kadar götürüp, sonra bizi bekleyip geri götürmüştü.

Matka Kanyonu ise harika bir yer. Gittiğinizde bol bol fotoğraf çektirin ve mutlaka tekne ile o manzarada dolaşın. Tekne ile dolaşma süresi 15-20 dakika sürmekte. Fiyat olarak 8-9 Euro.

Kuzey Makedonya’da geceler ise diğer ülkelere göre biraz daha sakin geçmekte. Ama yine eğlencesi bol.

Hatta biz Balkanlara Kuzey Makedonya’nın daha ilk gününde doyamayıp, yarın dönüşümüz olacağı halde daha ilk günden biletleri değiştirip, 5 gün diye geldiğimiz Balkanlarda 10 gün kalmıştık.

İKİNCİ GÜN:

Kuzey Makedonya’da ikinci bir güne başlamak insana çok farklı ve güzel hissettiriyor. Hele ki kalacak yeriniz Makedonya Meydanına yakın ve rahatsa buna diyecek yok.

Bizimkisi de tam olarak böyleydi. Hatta tüm Balkan turum boyunca en rahat konaklama yaptığım yerdi.

Kuzey Makedonya’da ikinci günde yapılacak en mantıklı hareket Ohrid denilen su kenarındaki harika şehre gitmek.

Bizim süre olarak sıkıntımız ve daha gezilecek 3 farklı Balkan ülkesi olduğu için Ohrid’e gitmek yerine dördüncü Balkan ülkemize gitme planı yapmıştık. Aslında normal plana göre Kuzey Makedonya dönüş ülkemiz olduğu için plansızlık içinde kaldığımızdan dolayı Ohrid’e gidememiştik.

Ama Kuzey Makedonya’da yapılacak daha çok fazla şey ve gezilecek yer var.

Biz ikinci günün sabahında erken kalkıp, tarihi yerleri gezip, fotoğraf çekmiştik. Bu arada sabah kahvaltısında börek dışında ‘’kapalı pizza’’ ve ‘’simitte’’ yemenizi öneririm.

Günü geriye kalan kısmında tarihi yerleri, kaleyi ve Makedonya çarşısını gezmiştik.

Bu arada Kuzey Makedonya’da telefon fiyatları uygundu. Dünya’da en çok kullanılan markanın son model telefonu yaklaşık 24.000 TL’di.

Kuzey Makedonya’da akşama kadar gezip, sonra diğer Balkan ülkelerine yine gece otobüsleri ile gidebilirsiniz. Bizde son otobüs olan saat 21.00 otobüsünü kullanmıştık. Otobüs fiyatları yine 25 eEuro civarındaydı. Süre ise yine 7-8 saat sürmekte.

Ama otobüs saati geldiğinde ise bir şokla karşılaşmanız muhtemel. Çünkü bizim otobüs bildiğin otobüs yerine küçük 17 kişilik transit tarzı araç çıkmıştı. Yolculuk ise aracın içindeki birbirinden farklı yolcular sayesinde unutulmaz oldu. Önde şoförle sürekli konuşan bir kadın, arkasında bir Alman, ortada dört Türk, bizim arkamızda masum görünümlü bir amca ve en arkada alkol kullanan yaşlı bir Arnavut adam vardı. Gerçekten anlatsan inanmazlar, ama ortam buydu. Hatta bunun lafını arkadaşla araçta yapmıştık. 

‘’ÇILGIN ÜLKE’’ ARNAVUTLUK

BİRİNCİ GÜN:

Bizce harika, sizin için nasıl geçeceğini bilemeyeceğim otobüs yolculuğundan sonra Arnavutluk’a daha gün bile aydınlanmadan ulaşıyorsunuz. Gün aydınlanmadığı için yapacak da çok fazla şey olmuyor. Bunun için en mantıklı şey otobüs terminalinde bulduğunuz bir kafeye gidip günün aydınlanmasını beklemek olacaktır. Bu arada kafenin işletmecileri bir şey içmediğinizde açık açık rahatsız olduğunu belli ediyor. Bu yüzden çaydır, kahvedir mutlaka bir şeyler için ki bu absürt yaklaşıma maruz kalmayın.

Gün aydınlanınca Tiran’ın merkezi biraz uzakta olduğu için hem de valizlerle yürümek çok mantıksız olduğundan taksi ile gitmek daha mantıklı. Taksi ücreti pazarlık yaparsanız kişi başı 1 Euro, yapmazsanız ise 2 Euro.

Yine kalacak yeri önceden ayarlamakta fayda var. Çünkü biz kalacak yeri önceden rezervasyon yaptırdığımız halde konum olarak bulamayıp, yine konaklamada büyük sıkıntı yaşamıştık. Hatta en son bunu ikişer kişilik gruba ayrılıp, yan yana iki faklı otelde kalarak çözebilmiştik.

Arnavutluk kalacak yer bakımından biraz pahalı bir ülke. Daha çok otel şeklinde konaklama mümkün olduğu için kişi başı ortalama 15 Euro tutuyor.

Biz Arnavutluk’ta Kuzey Makedonya kadar olmasa da yine onu aratmayacak bir performansla kalacak yer bulmuştuk.

Zaten sabah çok erken gittiniz de yine birçok yerin daha açılmadığını görebiliyorsunuz. Örneğin, oteller açık ama resepsiyonlarda kimseler yok. Bu tüm Balkanlarda bu şekildeydi. Zaten Balkanlar birçok şeyde olduğu gibi iş hayatında da rahat bir ülke.

Eğer ki bizim gibi planınızın dışına çıktığınızda ortada kalmaya çok açık oluyorsunuz. Birde buna ekip içindeki fikir ayrılıkları eklenince ortama tam bir kaos ortamı çıkabiliyor.

Balkanlar:Gittik-Gördük

Arnavutluk’ta sabah kahvaltısında ‘’Domatesli Börek’’ yemek çok güzel oluyor.

Günün geri kalanında Arnavutluk’ta yapacak birkaç alternatifiniz olabiliyor. Hava güzelse mutlaka ‘’Dajti Dağı’na’’ çıkmak için Dajti Ekspresini kullanabilirsiniz. Otobüsler hemen İskender Bey Anıtı’nın yakınından kalkıyor.

Yapacak diğer bir alternatif ise bizim tercih ettiğimiz ‘’Durres’’ denilen Arnavutluk’un konum olarak en yakın sahil kesimine gitmek.

Arnavutluk’a gittiğinizde kesinlikle Arnavutluk sahillerini görün. Hatta mevsim sıcak bir mevsimse denizini mutlaka deneyimleyin. Yine Durres’e önce İskender Bey Anıtı’nın yakınından kalkan otobüslerle otobüs terminaline giderek, oradan da Durres’e giden otobüslere binerek ulaşabiliyorsunuz. Durres otobüsle yaklaşık 1 saat sürüyor. Fiyat ise 12 Euro.

Durres sahili otobüsten indiğinizde yürüme mesafesinde kalıyor. Geze geze sahile ulaşıyorsunuz. Sahil ise bir harika. Bol bol deniz manzaralı fotoğraflar çektirebiliyorsunuz. Dönüşünüzü ise yine saat 18.00’da ki son otobüsle yapabilirsiniz.

Arnavutluk’ta gecelerde bir başka güzel. Arnavutluk’a çılgın şehir dememin en büyük nedeniyse zaten gece hayatından dolayıdır. O kadar sokaklarda her şeyi yapabildiğiniz Sırbistan ile yarışır durumda. Akşam yemeğinde ise pizza yemek bence daha güzel bir tercih. Çünkü Arnavutluk İtalya ile deniz komşusu ülkeler olduğu için biraz İtalyan havası hakim. Bu pizzalarından da belli oluyor. Biz ise bir restorana girip yine Arnavutluk’un yöresel bir yemeği olan ‘’Elbasan Tava’’ yemiştik. Et ve domates soslu yapılan bu yemeğin tadı acısı dışında güzel olabilir.

İKİNCİ GÜN:

Arnavutluk’ta ikinci gün kesinlikle halen yapacak bir şey bulabilirsiniz.

Biz ise ekip üyelerinin Arnavutluk’ta yapacak çok fazla şey olmadığı düşüncesiyle ve halen geriye kalan iki farklı Balkan ülkesi kaldığı için sabah erkenden kalkıp saat 07.00 otobüsü ile bir sonraki Balkan ülkesi durağımız olan Kosova yolculuğa başladık. Yolculuk süresi yaklaşık 4-5 saat sürüyor. Fiyatı ise 20-25 Euro civarında.

Bizim yolculuk hikayemiz ise ekip içindeki huzursuzluklar nedeniyle biraz olaylı geçti. Ekip içindeki bu kötü atmosferi gidermek için koltuklar arası barış çalışmaları sürdürmekte bana kalmıştı. Ama işin içine para pul konuları girdiği için geri dönüş maalesef zor olduğu için herkes fikir ayrılığına yenik düşerek ekip ikişerli gruplara bölündü ve içimizdeki bu öfke Kosova’nın otobüs terminaline inince bile sürdü ve herkes farklı yerlere giderek son buldu. Burada da görmüş olduk ki siz siz olun asla yola çıktıklarınızı yolda bulduklarınıza değişmeyin. Sonra ettiğiniz o büyük lafları bile yiyebilirsiniz. Bundan da iyi bir şey çıkarmak mümkün. Çünkü böylelikle insanların hem gerçek yüzünü görebiliyorsunuz hem de cinsel açıdan yönelimlerini. Cinsel açıdan büyük laf edenler ise lafını yutup bizden ayrılarak tercihini yapmıştı. Balkanlar:Gittik-Gördük

Bu arada yurt dışına çıkmak için iyi bir ekip nasıl olurun detaylı tarifini en sonda yapacağım. Sonu mutlaka okumanızda fayda var!     

‘’BU DÜNYA’DAKİ CENNET’’ KOSOVA

BİRİNCİ GÜN:

Kosova gezim hakkındaki başlıktan da anlayacağınız üzere Kosova gerçekten de bu Dünya’daki cennet. Bunu hem hayatı yaşayış biçiminden hem de her şeyin fiyatlarının uygun olmasından söylüyorum.

Kosova’da ilk gün misafirperver Kosova’lı arkadaşlarınız varsa harika geçiyor. Öncelikle rahat bir şekilde gezmek için valizlerden ve üzerinizdeki kötü enerjiden kurtulmak gerekiyor. Bizde Kosova’lı misafirperver arkadaşların sayesinde bizi otobüs terminalinden taksiyle alıp evine götürmesiyle buna başladık.

Bu arada bu misafirperverlik teklifi bizim dört kişilik tüm ekip için geçerliydi. Ama her tercih bir seçim olduğu için geriye kalan iki kişi bunu tercih bile etmemişti.

Evde ise bizi ailesi ve güzel ikramlıklar bekliyordu. Daha başlangıçta anlaşılacağı üzere mutlaka Kosova’ya gitmeden önce sosyal medyadan ya da başka yollardan Kosova’lı arkadaşlar edinmek gerekiyor. Kosova’lı arkadaşınız yoksa üzülmeyin.

Çünkü Kosova çok uygun bir ülke. Kesinlikle fiyatlar olarak zorlanmıyorsunuz. Örneğin fiyatları Arnavutluk ile kıyasladığımızda arada yarı yarıya bir fiyat farkı oluşuyor. Kosova’da konaklamak için ortalama 8 Euro. Otobüs için 60 Cent. Dolmuş tarzı taksiler ise kişi başı 70 Cent.

Kosova’da tarihi yerlere gezmeye önce kiliselerden ya da camilerden başlayabilirsiniz. Bizde Rahibe Terasa için önemli olan bir kiliseden gezimize başlamıştık.

Balkanlar:Gittik-Gördük

Ardından Osmanlıdan kalma camilerin sayılarının fazla oluşundan dolayı camileri de ziyaret etmiştik.

En son Kosova’nın bağımsızlık simgesi olan Newborn Anıtı’na ve müzesine gitmiştik. Bu arada Newborn Anıtı’nın ismi artık NoNewBr.

Balkanlar:Gittik-Gördük

Kosova’da akşamları ise yapacak alternatifler çok fazla değil. Bir yerlerde oturup günün yorgunluğunu kahve eşliğinde atıp, trileçenin tadına bakabilirsiniz. Akşam yemeğinde ise güzel bir lüks restorana gidip ‘’sezar salatası’’, ‘’pljeskavica’’, ‘’ayvar’’ ve diğer farklı yöresel lezzetlerden yemiştik. Özellikle ayvar sosunun tadını beğenirseniz ülkenize götürmek için mutlaka yanınıza alın. Fiyatlar ise ortalama 3-4 Euro.

Balkanlar:Gittik-Gördük

İKİNCİ GÜN: Balkanlar:Gittik-Gördük

İlk gününüzü Kosova’nın başkenti Priştine’de geçirdiyseniz, o zaman ikinci gün için Kosova’nın ikinci büyük şehri olan Prizen’e gidebilirsiniz.

Prizen şehri ise Priştine kadar güzel ve yapacak alternatifin fazla olduğu bir şehir.

Tabii rivayetlere göre çeşmeden su içereniz mutlaka tekrardan yolunuz Kosova’ya düşer rivayetinde geçen çeşmede Prizen’de bulunuyor. Prizen’e yine otobüslerle gidebiliyorsunuz. Otobüs ücreti 4 Euro. Yolculuk süresi ise yaklaşık 2 saat sürmektedir.

Prizen’e vardığınızda ilk önce Prizren yazısının ve Kosova bayrağınında içinde olduğu ‘’Abı Çarşıya’’ gitmelisiniz.

Balkanlar:Gittik-Gördük

Daha sonra mutlaka Prizren Kalesi’ne çıkmalısınız. Kaleye çıkma o kadar kolay değil. Yolunun dik oluşu çıkışı oldukça güçleştiriyor. Ama çıkıldığı zamanki manzara her şeye değiyor.

Yol üzerinde birçok camii bulunmakta. Ama çoğu restorasyon nedeniyle açık değil.

Ardından Prizren’deki tarihi Taşköprü’nün üzerinden geçip, Prizren Çarşısı’na gidebilirsiniz.

Burada hediyelik eşya seçeneği daha fazla. O kadar küçük Mekke gibi zemzem suyu, hurma, namazlık gibi hediyelik eşyalar da bulunmaktadır.

Balkanlar:Gittik-Gördük

En son mutlaka Prizren’deki o çeşmeden su içmelisiniz. İçerseniz kesin yolunuz Kosova’ya tekrar düşer. Balkanlar:Gittik-Gördük

Prizren’den, Priştine’ye her yarım saatte bir otobüs olduğu için rahat bir şekilde gezebilirsiniz. Bence akşama kadar gezip, sonra dönmek daha mantıklı.

Zaten Prizren küçük bir şehir olduğu için birçok yere yürüme mesafesinde gidebilirsiniz. Tabii bence bunda Prizren Kalesi hariç

Balkanlar:Gittik-Gördük

Eğer Balkan turunuz Kosova’da sona erecekse ve buradan dönüş yapacaksanız. Havaalanına erken gitmeye gerek yok. Kosova’dan Türkiye’ye uçuşlar genellikle gece olduğu için Adem Jashari Priştine Havaalanı’na taksi ile gitmek daha mantıklı. Zaten taksilerin fiyatları da o kadar pahalı değil.

Valiz konusunda havaalanının çok fazla sıkı denetim uygulandığı söyleniyor. Ama bence bu çok doğru değil. Biz bu yüzden ek bagaj almıştık. Ama bagaja verdiğimiz çantamda yer olmadığı için çantaya koyamayıp, el bagajıma aldığım kupalarıma bile geçişlerde bir şey dememişlerdi. Balkanlar:Gittik-Gördük

Balkan turu için seçtiğimiz tarihin Mart ayı içerinde olmasından dolayı hava durumu olarak biraz korkmuştuk. Ama hava ilk gün gittiğimiz Bosna-Hersek’te kar yağışlıydı. Hatta uçağımız bundan dolayı 3 saatçik bir rötar bile yemişti. Geriye kalan tüm Balkan turunda hava o kadar güzeldi. Arnavutluk’ta ve özellikle Kosova’da yağmura yakalandık. Kosova’da dönüşte ise yine kar bize sürpriz yapmıştı.

Balkanlar:Gittik-Gördük

Son olarak sizinle aşağıdaki tarifi paylaşmak istiyorum.

‘’YURT DIŞINA ÇIKMAK İÇİN İYİ BİR EKİP NASIL OLMALI’’?

  1. Öncelikle ekipte minimum 3, maksimum 5 kişi yer almalı.
  2. Ekipte yer alan üyelerden en az birisi İngilizce bilmeli.
  3. Ekipte yer alan üyelerden en az birisinin ehliyeti olmalı ve aktif olarak araç kullanabilmeli.
  4. Mutlaka ekibin bir lideri olmalı.
  5. Ekipteki ilkler saygı, sevgi ve hoşgörü olmalı.
  6. Ekipte oy birliği değil, oy çokluğuyla birlikte hareket edilmeli.
  1. İyi bir ekibin vücut bulmuş haliyse aşağıdaki fotoğraftaki gibidir.

☞ Balkan turumuz hakkındaki detaylı fotoğraf ve videolar ile yurt dışı gezileriyle ilgili diğer rotaları takip etmek için beni sosyal medyadan takip edebilirsiniz.

Balkanlar:Gittik-Gördük

888 https://www.instagram.com/e.tayfunundijitalplatformu/

Yorum Yap